SİVAS KONGRESİ'NİN 101. YILI KUTLU OLSUN.

 

4 Eylül: Sivas Kongresi 101 yaşında!

Sivas Kongresi önemi ve tarihi;

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 4 Eylül 1919 tarihinde Milli Mücadelenin merkezi olarak açılışını yaptığı Sivas Kongresi 101 yaşında!

Manda ve himayenin kesin olarak reddedildiği Sivas Kongresi'nin 101. yıl dönümü. Ülkenin kurtuluşu ve bağımsızlığı adına Erzurum'dan sonra toplanan Sivas Kongresi'nde kritik kararlar alınarak bugünkü Türkiye'nin temelleri atıldı. Sivas Kongresi kararları ve sonuçları…

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk ve silah arkadaşları tarafından 4 Eylül 1919'da gerçekleştirilen Sivas Kongresi'ne ev sahipliği yapan Sivas, ulusal bağımsızlık düşüncesinin benimsendiği, ulusal kurtuluş mücadelesine ışık tutacak kararların alındığı önemli bir şehirdir.

GÜVENİLİR KENT OLARAK BİLİNEN SİVAS

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlattığı ulusal kurtuluş mücadelesini Amasya'dan sonra, 27 Haziran 1919'da ''güvenilir kent'' olarak gördüğü Sivas'a gelerek sürdürdü. Sivas'ta yapılan toplantıda ülkenin durumu görüşülerek, en kısa zamanda kentte milli bir kongre yapılmasına karar verildi. Erzurum Kongresi'ne katılmak üzere Amasya'dan ayrılan Kemal Paşa, 27 Haziran 1919 günü Sivas'a geldi. Sivas Kongresi ile ilgili gerekli talimatları vererek 28 Haziran'da Erzurum Kongresi'ni toplamak için harekete geçti.

Mustafa Kemal Paşa, 2 Eylül 1919'da yeniden geldiği Sivas'ta 18 Aralık 1919'a kadar kaldı. Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyet tarafından 4 Eylül 1919 Perşembe günü saat 14.00'te bugünkü Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi binasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atıldığı Sivas Kongresi yapıldı.

MANDA TARTIŞMALARINA SON VERİLDİ

 

Resmi çalışmaları 7 gün süren kongrede, Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında ulusun kurtuluşu için kritik görüşmeler yapıldı. 8-9 Eylül 1919 tarihlerinde "manda" tartışmalarının yaşandığı kongre, 11 Eylül 1919'da sonuç bildirgesinin yayımlanmasıyla kapandı. Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye, 12 Eylül 1919'da halkın da katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, ulusun kurtuluşu için çeşitli kararların yer aldığı kongre beyannamesini yayımladı.

CUMHURİYET'İN İLANINA KAPI ARALADI

 

Atatürk başkanlığında 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde gerçekleştirilen Sivas Kongresi ile "milli egemenlik" ve "milli irade" kavramları devlet hayatına yansıtılmaya başlandı. Halkın bütününü kapsayan ilk örgütsel faaliyet Sivas'ta gerçekleştirildi ve Sivas Kongresi, şekli ve içeriği itibarıyla adeta milli bir meclis işlevi gördü. Kongrede yeni seçilen üyelerin katılımıyla yurdun tamamını kapsayan Heyeti Temsiliye sayesinde ulusal hareketin meşru organları biçimlendirilmiş oldu. Halkı ülke geleceği için harekete geçiren Kongre, 9 Eylül 1922'de büyük bir zafere kapı açıp 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet'in ilanıyla taçlandı.

SİVAS KONGRESİ KARARLARI

 

Kongrede alınan kararların tamamı şöyle:

1. Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında gerçekleştirilen Ateşkes Antlaşması'nın, imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içerisinde kalan ve her noktasında büyük bir çoğunlukla Müslümanların yaşadığı Osmanlı ülkesi, biri diğerinden ve de Osmanlı toplumundan ayrılması mümkün olmayan ve hiçbir sebeple de ayrılamayacak olan bir bütündür. Bu topraklarda yaşayan bütün Müslümanlar; birbirlerine karşı saygı ve fedakârlık duygularıyla dolu, ırki ve toplumsal haklarıyla çevresel şartlara tam anlamıyla saygı gösteren öz kardeştirler.

2. Osmanlı toplumunun bütünlüğü ve millî bağımsızlığımızın sağlanması, yüce halifelik makamının ve saltanatın korunması için millî güçler kesinlikle etkili olacak ve millet iradesi egemen kılınacaktır.

3. Osmanlı ülkesinin herhangi bir kısmına karşı gerçekleştirilecek bir müdahale ve işgale, özellikle vatanımızda bağımsız bir Rumluk ve Ermenilik oluşturulması amacına yönelik hareketlere karşı Aydın, Manisa ve Balıkesir cephelerinde, millî çarpışmalarda olduğu gibi birlikte savunma ve karşı koyma ilkesi kabul edilmiştir.

4. Öteden beri aynı vatan içinde birlikte yaşadığımız Müslüman olmayan bütün halkların her türlü hukuki eşitlikleri tamamen saklı olduğundan, anılan halklara siyasi egemenlik ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıkların verilmesi kesinlikle kabul edilmeyecektir.

5. Osmanlı Hükümeti, dışarıdan gelecek bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir kısmını terk ve ihmal etmek zorunda kaldığı takdirde halifelik ve saltanat makamıyla vatan ve milletin korunmasını ve bütünlüğünü sağlayacak her türlü önlem ve kararlar alınmıştır.

6. İtilaf Devletlerince Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihindeki sınırlarımız içinde kalan ve çoğunlukla Müslümanların yaşadığı kültür ve uygarlık üstünlüğü Müslümanlara ait olan bu ülkede; toprak bütünlüğümüzün parçalanması düşüncesi tamamen terk edilerek bu topraklar üzerindeki tarih, ırk, din ve coğrafyayla ilgili haklarımıza saygı gösterilmesini, buna aykırı girişimlere son verilmesini ve böylece hak ve adalete dayanan bir karar alınmasını beklemekteyiz.

7. Milletimiz; insani, çağdaş amaçları yücelten ve teknikle, sanatla, ekonomiyle ilgili durum ve ihtiyaçlarımızın bilincindedir. Bundan dolayı; devlet ve milletimizin iç ve dış bağımsızlığı, vatanımızın bütünlüğü saklı kalmak şartıyla altıncı maddede belirtilen sınırlar içinde, milliyet ilkelerine saygılı ve memleketimize karşı istila amacı taşımayan herhangi bir devletin teknikle, sanatla ve ekonomiyle ilgili yardımını memnuniyetle karşılarız. Adaletli ve insani şartları içeren bir barışın da ivedilikle gerçekleştirilmesi, insanlığın rahatı ve dünyanın huzuru adına en özel millî arzumuzdur.

8. Milletlerin kendi kaderlerini bizzat kendilerinin belirlediği bu tarihî dönemde, İstanbul Hükümeti'nin de milletin iradesine uyması zorunludur. Çünkü milletin iradesine dayanmayan bir hükümetin keyfî ve kişisel olan kararlarına millet boyun eğmediği gibi, böylesi kararların dışta da geçerli olmadığı ve olamayacağı şimdiye kadar geçen olaylar ve sonuçlarla da ispat edilmiştir. Bundan dolayı milletin içinde bulunduğu sıkıntı ve kaygıdan kurtulma yollarına bizzat başlamadan İstanbul Hükümeti'nin Millî Meclis'i hemen ve bir an bile geçirmeden toplaması ve böylece milletin, memleket geleceği hakkında alacağı bütün kararları Millî Meclis'in denetimine sunması zorunludur.

9. Vatanımızın ve milletimizin karşı karşıya olduğu zulüm ve acılarla, tamamen aynı maksat ve amaçla millî vicdandan doğan vatansever ve millî cemiyetlerin birleşmesinden oluşan genel topluluk bu kez "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adını almıştır. Bu Cemiyet, her türlü particilik akımlarından ve kişisel ihtiraslardan arınmıştır ve tamamen uzaktır. Bütün Müslüman vatandaşlarımız, bu Cemiyet'in doğal üyesidir.

10. "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti"nin 4 Eylül 1919 tarihinde Sivas şehrinde toplanan Genel Kongresi tarafından, kutsal amacı takip ve genel teşkilatı yönetmek amacıyla bir "Heyet-i Temsiliye" seçilmiş ve köylerden il merkezlerine kadar bütün millî teşkilatlanma güçlendirilerek birleştirilmiştir."